9 Ekim 2012 Salı

KEY'de Yeni Liste Yayınlandı

Konut Edindirme Yardımı için yeni liste yayımlandı. Sekizinci ödeme döneminde, 5 bin 430 kişiye 2.4 milyon liralık ödeme yapılacak.

Konut Edindirme Yardımı ödemeleri için yeni liste Resmi Gazete'de yayımlandı. Sekizinci ödeme döneminde 5 bin 430 kişiye ödeme yapılacak. Faiziyle birlikte vatandaşa 2.4 milyon liralık ödeme yapılacak. Ödemelerle ilgili açıklama yapan Tasfiye Halindeki Türkiye Emlak Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, “Zamanında bize yanlış gönderilen başvuruların düzeltilmesi sonucu bu liste oluşturuldu. Bu listede yer alanlar arasında 20 lira da alacağı olan var bin lira da" dedi.

Ödemelerin bugün Ziraat Bankası’nda başlayacağını bildiren Sayın, bundan sonra da yapılan düzeltmeler sonucu oluşturulan yeni listelerin açıklanacağını kaydetti.

Üçüncü Çeyrekte Battık 808.000.000 Borç

Tüketici kredi ve kredi kartında batık tutarı üçüncü çeyrekte 808 milyon lira arttı.

 Borcunu Ödemeyen Tüketici Sayısı 750 Bine Ulaştı

Ekonomideki daralma, art arda yapılan zamlarla borç ödeme gücünün azalması ve artan tatil ile okul harcamaları tüketicilerin kredi ödemelerinde sorunu ağırlaştırdı. Yılın ikinci çeyreğinde, borcuna sadık olan ve kredi geri ödemesinde fazla bir sorun yaşamayan tüketiciler, üçüncü çeyrekte ise adeta bankanın yolunu unuttu. Merkez Bankası verilerine göre, tüketicilerin ilk çeyrekte 482 milyon lira artan batık kredileri, ikinci çeyrekte sadece 80 milyon lira arttı. Yılın üçüncü çeyreğinde ise, tüketici kredisi ve kredi kartında ödenmeyen tutar 808 milyon liralık rekor artış kaydetti. Haziran sonunda 7 milyar 85 milyon lira olan batık bireysel krediler, eylül sonunda 7 milyar 893 milyon liraya fırladı.

 Her Gün 8.8 Milyon TL Battı

Tüketiciler yılın üçüncü çeyreğinde günlük ortalama 8.8 milyon liralık krediyi geri ödemedi. Tüketicilerin toplam batık kredileri 2011 sonuna göre ise 1 milyar 370 milyon lira arttı. Bu artışın yaklaşık yüzde 60’ı yılın üçüncü çeyreğinde gerçekleşti. Bankaların 2011 sonunda 3 milyar 383 milyon lira olan batık kredi kartı olacakları, eylül ayı sonu itibariyle 3 milyar 919 milyon liraya çıktı. Batık kredi kartı alacağındaki 536 milyon liralık artışın 380 milyon lirası yılın üçüncü çeyreğinde gerçekleşti. İlk çeyrek sonunda 3 milyar 599 milyon lira olan batık kredi kartı alacağı, ikinci çeyrek sonunda 3 milyar 540 milyon liraya inmişti. Fakat bu tutar üçüncü çeyrek sonunda ise 3 milyar 919 milyon liraya çıktı. Bankaların 2011 sonunda 3 milyar 140 milyon olan batık bireysel kredileri, ilk çeyrekte 3.4 milyar liraya, ikinci çeyrek sonunda ise 3 milyar 545 milyon liraya çıktı. Yılın ilk yarısında 405 milyon lira artan batık bireysel krediler, üçüncü çeyrekte ise 429 milyon lira artarak 3 milyar 974 milyon liraya sıçradı.

 748 Bin Kişi Borç Ödemedi

Merkez Bankası verilerine göre bu yıl ağustos sonu itibariyle bankalara bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı 748 bin 613 kişiye ulaştı. Bu rakam geçen yılın tamamında 512 bin olarak gerçekleşmişti. 2011 yılında 216 bin 531 kişi bireysel kredisini geri ödemezken, bu yılın 8 ayında bu rakam yaklaşık 311 bine ulaştı. Kredi kartında ise geçen yıl 296 bin kişi borcunu geri ödemezken, ilk 8 ayda bu rakam yaklaşık 438 bin kişiye ulaştı. Cuma günü gerçekleşen Vodafone CEO Club toplantısında konuşan bankacılar da ekonomik büyümedeki yavaşlamanın etkisiyle, 2012’de sektörde kârların baskılandığına, aktif kalitesinin bozulduğuna, kredi büyüme hızının yavaşladığına ve takibe dönüşen kredilerin arttığına dikkat çekti.

İnşaat 2023 Buluşmalarının İlki Gerçekleşti


Türk inşaat sektöründeki gelişmeleri değerlendirmek ve sektörel hedefleri masaya yatırmak amacıyla başlatılan 'İnşaat 2023' buluşmalarının ilki Antalya'da gerçekleşti.

E.C.A Serel, Capital ve Ekonomist dergileri tarafından The Marmara Hotel'de düzenlenen toplantıda Akdeniz Bölgesi'nde inşaat sektörünün bugünkü konumu, gelecek vizyonu ve hedefleri ele alındı.

Toplantıya Elmor A.Ş. Şirket Müdürü Hakan Günderen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Osman Budak, Capital ve Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü Rauf Ateş ve inşaat sektörünün önde gelen firmalarının temsilcileri katıldı. E.C.A Serel olarak Türkiye'nin inşaat sektöründeki potansiyelinin çok yüksek olduğuna inandıklarını belirten Elmor A.Ş. Şirket Müdürü Hakan Günderen, "Genç nüfusumuz ve yükselen gelir seviyemiz sayesinde, inşaat sektöründe kentsel dönüşüm vizyonu ile birlikte yatırımların ve yeni projelerin önümüzdeki senelerde de artarak süreceğini öngörüyoruz" dedi.

Cumhuriyet'in 100'üncü yılının kutlanacağı 2023'ün tüm sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de büyük önem taşıdığını belirten Hakan Günderen, bugün Antalya ile başlayan projenin önümüzdeki günlerde zincir olarak diğer önemli kentlerde sürdürüleceğini söyledi. İnşaat sektörünün Türkiye'nin lokomotif sektörü olduğunu belirten ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, ekonomideki gelinen nokta, Suriye, İran ve Rusya ile ilişkiler açısından da hassas bir dönem yaşandığına dikkati çekti. Geçen yıl yüzde 8.5 büyüme iken bu yıl ekonomideki büyümenin yüzde 3'e düştüğünü anlatan Budak, durgunluk döneminin çok daha derinleşmeden geçmesi için inşaat sektörünün önemine dikkat çekti. İnşaat sektörünün önündeki engellerin hızla kaldırılması gerektiğini söyleyen Budak, 6 milyon konutu kapsayan Kentsel Dönüşüm Projesi'ne sadece tehlike arzeden binaların yıkılması olarak bakılmaması gerektiğini kaydetti. Budak, "Örneğin Antalya çarpık kentleşmenin güzel örneklerinden, betonlaşmanın en yoğun yaşandığı illerin başındadır. Yukarıdan bakıldığında Antalya'nın konut yapılaşması durumu ortadadır. Eskiyen binaların ötesinde, eskiyen semtlerin dokunun, mahallelerin yenilenmesi gerekiyor. Yeni mahallelerde bile mimarlar kusura bakmasın vizyonsuz yapılar, kötü görüntüler ortada" diye konuştu. Çetin Osman Budak, bu süreçte konut kredi faizlerine ilişkin de ekonomi yönetiminin yeni düzenlemeler getirmesi gerektiğinin de önemine değindi.

 Ekonomide Vasat Bir Büyüme Performansı

İnşaat 2023' toplantısında Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, 'Türkiye Ekonomisi, Büyümede Rejim Değişikliği Sancıları' başlığı altında bir sunum yaptı. Geçen yıl 'Büyümede Çin'le yarışıyoruz' gibi başlıklar atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Gürsel, ama bunun sürdürülebilir olmadığını, geçen yıl Çin'le beraber en büyük büyüme oranına sahip ülke olmakla övünürken, dünyanın en yüksek cari açına sahip olduğumuzun ise gizlendiğini dile getirdi. Toplantının sonunda stand- up gösterisi sunan ünlü şovmen Kadir Çöpdemir'e Hakan Gülderen tarafından E.C.A. Serel'in ileri teknoloji ile projelendirip ürettiği, Türkiye'de ilk yerli üretilen dijital evye bataryası olan 'Electra Evye Bataryası' hediye edildi.

TEB Kredi Taksiti Öderken Para Kazandırıyor

Daha önce kredinizin taksitlerini öderken para kazanmak aklınıza geldi mi? 

Krediden de para kazanılır mı demeyin. TEB Biriktiren Kredi ile kredi kullanırken para kazandırıyor. Krediniz devam ederken her ay taksit ödemelerinizden para kazanabiliyor, kredi kullanımında ödediğiniz dosya ücretini geri alabiliyor, ayrıca yapılan diğer bankacılık işlemlerinden de (EFT, Havale, Otomatik Ödeme Talimatı, Kredi Kartı Başvurusu) taksit ödedikçe para kazanabiliyorsunuz. Sizin adınıza TEB tarafından açılacak olan vadeli hesapta paranız birikmeye ve değerlenmeye başlıyor. Üstelik kredi kapatıldığında hesapta biriken paraya kolaylıkla ulaşılabiliyor.

 Biriktiren Kredi Özellikleri

• Kredi kullanımında ödenen dosya ücreti müşteri adına açılacak hesaba aylık olarak eşit taksitler halinde yatırılır. Müşteri bu hesaptan parayı ancak kredisi kapanınca çekebilir. Dosya ücreti kredi vadesine bölünerek ödenir.

• Müşteri her ödediği kredi taksidi için 5 TL “Taksit Ödeme Primi” kazanır. Bu primler aynı birikim hesabında toplanır ve yine nemalanmaya devam edilir. Taksit ödenmesi durumunda hak ediş gerçekleşir.

• İki taksit arasında yapılan EFT işlemi için 1 TL kazanılır (Ayda maksimum 2 TL kazanılır).
• İki taksit arasında yapılan havale işlemi için 1 TL kazanılır (Ayda maksimum 2 TL kazanılır).

• Kredi süresince maksimum 2 TL olmak üzere her otomatik ödeme talimatı için 1 TL prim kazanımı olacaktır.

• Hesabınıza internet bankacılığı ve çağrı merkezinden de ulaşabilirsiniz.

• Kredi kapattıldığı zaman (Vadesinde ya da vadesinden önce erken kapamada) hesabında biriken tüm tutarı nemaları ile herhangi bir sınırlama olmadan alınabilir.

• Hesap günlük vadeli mevduat olarak nemalandırılır

* TEB Biriktiren Kredi kapsamında ürün özelinde verilen tutarları değiştirme hakkını saklı tutar.






* Örnek ödeme tablosundaki konut kredisi hesaplama, 10.000 TL baz alınarak oluşturulmuştur. Toplam masraflar, 10.000 TL kredi tutarı için belirlenen dosya ücreti ve kredili hayat sigortası priminden oluşmaktadır. Dosya ücreti 175 TL ve kredili hayat sigortasının primi ilk yıl için 76 TL’ dir. Kullandırılan kredinin takip eden yıllardaki sigorta primi ise, kalan kredi anapara tutarı üzerinden yıllık olarak kredi hesaplaması yapılarak belirlenir. Aylık ve yıllık maliyet oranlarına dosya ücreti, sigorta masrafları ve yasal vergiler dahil edilmiştir. TEB, kredi başvurusunu serbestçe değerlendirme ve uygun görmediği başvuruları onaylamama hakkına sahiptir. Kredinin aylık taksit tutarı, kredi hesaplamasına göre kullandırılan kredi tutarına göre değişiklik gösterebilir. TEB kampanya koşullarını değiştirme hakkını saklı tutar.

Biriktiren Kredinin kullanımı ile müşteri adına birikim yapılmasını sağlayan vadeli mevduat hesabı TEB tarafından açılır. Biriktiren Kredi başvuru formunda belirlenen işlemlerin müşteri tarafından yapılması halinde, bu hesapta müşteri adına birikim TEB tarafından gerçekleştirilir. Kredi geri ödeme süresince hesaba para yalnızca TEB tarafından yatırılabilecek olup, müşteri ya da 3. şahıslarca söz konusu hesaba gönderilecek Havale/EFT işlemlerinin kabulü gerçekleştirilmez. Müşteri, yasal süreçlerden kaynaklanan haller hariç olmak üzere, hesabında biriken tutarlar üzerinde kredi geri ödemesinin tamamlaması akabinde tasarrufta bulunabilir. Biriktiren Kredi’nin kullandırılması için nihai karar TEB’e aittir. TEB, Biriktiren Kredi’nin kullanım koşullarını değiştirme hakkını saklı tutar.

Chp'li Türeli, Bakan Babacan'a Kredileri Sordu


CHP İzmir Milletvekili Türeli, "Bankaların iş kollarına ve sektörlere kullandırdığı kredi oranlarında çok büyük azalışlar baş gösterdiğini" dikkat çekti.

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, "Bankaların iş kollarına ve sektörlere kullandırdığı kredi oranlarında çok büyük azalışlar baş gösterdiğini" dikkat çekerek, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a "Üretici ve sanayiciye verilen kredilerin toplam krediler içindeki payı nedir?" diye sordu

CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, "Bankaların iş kollarına ve sektörlere kullandırdığı kredi oranlarında çok büyük azalışlar baş gösterdiğini" dikkat çekerek, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a "Üretici ve sanayiciye verilen kredilerin toplam krediler içindeki payı nedir?" diye sordu. Tbmm Başkanlığı'na Bakan Babacan'ın yazılı cevaplaması istemiyle bir soru önergesi veren Türeli, "Bankaların bireysel ihtiyaçlara yönelik kredilerindeki büyük artışlar vatandaşlarımızın borç batağında olduğunu gösterirken, bankaların iş kollarına ve sektörlere kullandırdığı kredi oranlarında çok büyük azalışlar baş göstermiştir. Bankalar kredilerini kısarken, yüksek teminatlar ve bireysel krediye oranla daha yüksek faiz oranları isteyerek üreticinin ve sanayicinin kredi imkanlarına ulaşmasını güçleştirmektedir" diyerek şu konularda bilgi istedi:

"2010 yılının başından bugüne kadar bankalardan alınan kredilerin miktarı ne kadardır? Bu kredilerin ne kadarı kamu bankaları tarafından verilmiştir? Bu kredilerinden ne kadarı bireysel kredi olarak verilmiştir? Üretici ve sanayiciye verilen kredilerin toplam krediler içindeki payı nedir? Üreticilerimize ve sanayicilerimize faaliyetlerini sürdürmeleri ve birikmiş borçlarını ödemeleri için düşük faizli üretim kredisi verilmesiyle ilgili, Bakanlığınızca başlatılan herhangi bir çalışma var mıdır?"

Kredi Büyüme Hızında Sorun Yok


Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2012 yılı sonunda kredi büyüme hızının yüzde 14 civarında
gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü belirterek, ”Bugün itibariyle Türkiye’de kredi büyüme hızı sorunsuz bir şekilde sürdürülebilir seviyelere yaklaşmıştır” dedi.

Zorunlu Karşılıklar ve Diğer Makro İhtiyati Politikalar

Gelişmekte Olan Ülke Tecrübeleri Konferansı”nda konuşan Başçı, finansal istikrarın büyüme ve istihdam ile yakın ilişkisi olduğunu anımsatarak, finansal krizleri önlemenin maliyetinin, bu krizlerin yol açtığı maliyete kıyasla çok daha düşük olduğunu söyledi.
 Kriz sonrası toparlanma sürecinde Türkiye ekonomisinin iç ve dış talepte ayrışma, kısa vadeli sermaye hareketleri girişinde artış, cari işlemler dengesinde bozulma ve hızlı kredi büyümesi ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Başçı sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kısa vadeli sermaye girişlerindeki artış, bankacılık sistemi aracılığıyla hane halkı ve şirketlerin krediye erişimini kolaylaştırırken, diğer taraftan TL’nin değerlenmesine yol açarak iç ve dış talepteki ayrışmaya yol açmıştır. Buna bağlı olarak cari dengenin hızla bozulması ve finansmanın kısa vadeli sermaye girişleri ile sağlanması, küresel risk iştahındaki ani değişimlere karşı ekonominin hassasiyetini artırarak, makro ekonomik ve finansal istikrara dair kaygıları gündeme getirmiş ve alternatif bir politika yaklaşımını gerekli kılmıştır. Yeni politika yaklaşımında fiyat istikrarı önceliği korunurken, finansal istikrarı da destekleyici bir amaç olarak gözetilmiştir. ”

 Risk İştahı Oynak

’
2011 Ağustos’undan sonra küresel büyümeye ve kamu borcuna ilişkin endişelerin artmasıyla küresel ölçekte riskten kaçınma eğiliminin arttığına işaret eden Başçı, risk iştahının daha oynak bir hale geldiğini söyledi. Bu dönemde bankacılığın likidite ihtiyacını azaltmaya yönelik olarak zorunlu karşılık oranlarının düşürüldüğünü anımsatan Başçı, yakın zamanda rezerv opsiyonu mekanizmasının politika araç setine dahil olduğunu ifade etti.

Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 7.31'e Çıktı


Piyasaların 2012 yılı sonu yıllık TÜFE beklentisi 0.51 puan artışla yüzde 6.80'den yüzde 7.31'e çıktı. 2012 yılı sonu cari işlemler açığına ilişkin beklenti 589.4 milyon dolar azalışla 61 milyar 646.2 milyon dolar düzeyinde tahmin edildi.

 Piyasaların 2012 yılı sonu yıllık TÜFE beklentisi 0.51 puan artışla yüzde 6.80'den'dan yüzde 7.31'e çıktı. Ekim ayı enflasyon beklentilerinin ağırlıklı ortalaması ise bir önceki döneme 1.10 puan artışla yüzde 1.84 düzeyinde tahmin edildi. 2012 yılı sonu cari işlemler açığına ilişkin beklenti 589.4 milyon dolar azalışla 61 milyar 646 milyon dolar düzeyinde tahmin edildi. Ekonomideki cari yılsonu büyüme beklentisi bir önceki döneme göre değişmeyerek yıllık yüzde 3.4 düzeyinde tahmin edildi. Merkez Bankası, mali ve reel sektördeki karar alıcılarla her ay iki kez gerçekleştirdiği Beklenti Anketi'nin 2012 Ekim ayı 1. Dönem sonucunu açıkladı. Buna göre, Ekim ayı enflasyon beklentilerinin ağırlıklı ortalaması bir önceki döneme 1.10 puan artışla yüzde 1.84 düzeyinde tahmin edildi. Gelecek ayın TÜFE beklentisi 0.25 puan azalışla yüzde 1.06 olurken, iki ay sonrasının TÜFE beklentisi 0.37 puan azalarak yüzde 0.59 oldu. 2012 yılı sonu yıllık TÜFE beklentisi 0.51 puan artışla yüzde 6.80'den yüzde 7.31'e çıktı. 12 ay sonrasının yıllık enflasyon beklentisi bir önceki döneme göre 0.05 puan artarak 6.65 olurken, 24 ay sonrasının enflasyon beklentisi ise 0.05 puan artarak yüzde 6.24 olacağı öngörüsünde bulunuldu. Hükümetin 2012-2014 Orta Vadeli Program'da (OVP) 2012 yılı sonu TÜFE beklentisi yüzde 5.2 düzeyinde hedeflenmişti.

 Faiz Beklentileri

 Gelecek 3. ayın vadesine 6 ay ya da 6 aya yakın bir süre kalmış İskontolu Devlet İç Borçlanma Senetlerinin ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi bir önceki döneme göre 0.01 puan artışla 7.23 düzeyinde tahmin edildi. Gelecek 12. ayın vadesine 6 ay ya da 6 aya yakın bir süre kalmış İskontolu Devlet İç Borçlanma Senetlerinin ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi 0.10 puan azalışla yüzde 7.38 olurken, gelecek 12. ayın vadesine 5 yıl ya da 5 yıla yakın bir süre kalmış sabit faizli TL Cinsi Devlet Tahvillerinin ikincil piyasa yıllık bileşik faiz oranı beklentisi bir önceki döneme göre 0.5 puan azalarak yüzde 8.08 düzeyinde tahmin edildi. 2012 Eylül ayı sonu İMKB repo ters-repo pazarında oluşan gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki döneme göre 0.39 puan azalışla yüzde 5.66 oldu. Cari ay sonu 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi bir önceki dönemki yüzde 5.75'lik düzeyini korudu. Gelecek üç ay sonraki Merkez Bankası 1 hafta vadeli repo ihale faizi oranı beklentisi ortalaması ile gelecek 6 ay sonundaki Merkez Bankası 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi ortalamaları da değişmeyerek yüzde 5.75 düzeyinde öngörüldü. Gelecek 12 ay sonundaki Merkez Bankası 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi ise 0.05 puan artarak yüzde 5.75 olarak tahmin edildi. Gelecek 24 ay sonundaki Merkez Bankası 1 hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi 0.05 puan artışla yüzde 5.79 oldu. 

Cari Ay Sonu Dolar Kuru Ortalaması Beklentisi

 1,7999 TL'YE GERİLEDİ- Cari ay sonu dolar kuru ortalaması beklentisi 1,8004 TL'den 1,7999 TL düzeyine indi. 2012 yılı sonu dolar kuru beklentisi 1,8070 TL'den 1,8022 TL düzeyine inerken, gelecek 12 ay sonrasının dolar kuru beklentisi ise 1,8256 TL'den 1,8201 TL düzeyine geriledi. 2012 Yıl Sonu Cari Açık Beklentisi 61.6 Milyar Dolar 2012 yılı sonu cari işlemler açığına ilişkin beklenti 589.4 milyon dolar azalışla 61 milyar 646.2 milyon dolar düzeyinde tahmin edildi. Gelecek yılsonu cari işlemler dengesi açığı beklentisi ise 1 milyar 97 milyon dolar artışla 65 milyar 472 milyon dolar oldu. OVP'de hükümetin 2012 yılı cari açık beklentisi 65.4 milyar dolar, 2013 yılı cari işlemler açığı beklentisi 67 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

 Yıllık Büyüme Beklentisi Yüzde 3.4

 Ekonomideki cari yıl sonu büyüme beklentisi bir önceki döneme göre değişmeyerek yıllık yüzde 3.4 düzeyinde tahmin edildi. Gelecek yıl sonu büyüme oranına ilişkin beklenti de bir önceki döneme göre değişiklik göstermeyerek yüzde 4.5 olarak öngörüldü. OVP'de 2012 yılı için yıllık büyüme hedefi yüzde 4, 2013 ve 2014 yılı için yüzde 5 olarak tahmin edildi.

Kredi Büyüme Hızı Sorunsuz Sürdürülebilir Seviyelerde

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2012 yılı sonunda kredi büyüme hızının yüzde 14 civarında gerçekleşeceğinin öngörüldüğünü belirterek, ”Bugün itibariyle Türkiye’de kredi büyüme hızı sorunsuz bir şekilde sürdürülebilir seviyelere yaklaşmıştır” dedi.

Başçı, “Zorunlu Karşılıklar ve Diğer Makro İhtiyati Politikalar: Gelişmekte Olan Ülke Tecrübeleri” başlıklı konferansta yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye’deki para politikalarına değindi. Türkiye’de küresel kriz sonrasında, kısa vadeli sermaye girişlerindeki artışın, bankacılık sistemi aracılığıyla hane halkı ve şirketlerin krediye erişimini kolaylaştırdığını söyleyen Başçı, diğer taraftan bu durumun Türk Lirası'nın değerlenmesine yol açarak iç ve dış talepteki ayrışmaya yol açtığını kaydetti.

Kaygılar Artmıştı

Başçı, buna bağlı olarak cari dengenin hızla bozulması ve finansmanın kısa vadeli sermaye girişleri ile sağlanmasının, küresel risk iştahındaki ani değişimlere karşı ekonominin hassasiyetini artırarak, makro ekonomik ve finansal istikrara dair kaygıları gündeme getirdiğini ve alternatif bir politika yaklaşımını gerekli kıldığını söyledi

Zorunlu Karşılıklara Faiz Ödenmesi Uygulanmasına Son Verilmişti

Bu çerçevede yeni politika yaklaşımında fiyat istikrarı önceliği korunurken, finansal istikrarı da destekleyici bir amaç olarak gözetildiğini dile getiren Başçı, “Bu kapsamda politika faizinin yanı sıra, zorunlu karşılık oranları ve faiz koridoru gibi birbirini tamamlayıcı araçlar bir arada kullanılmıştır. Krizden çıkışta zorunlu karşılıklar kademeli olarak arttırılmış, karşılıklara faiz ödenmesi uygulamasına son verilmiş, karşılık oranları vadelilere göre farklılaştırılmış ve zorunlu karşılığa tabi yükümlülüklerin kapsamı genişletilmiştir. 2011 yılı Ağustos ayından itibaren deküresel büyüme ve kamu borcu sorununa ilişkin endişelerin derinleşmesi nedeniyle, küresel ölçekte riskten kaçınma eğilimi artmış ve risk iştahı daha oynak hale gelmiştir” dedi.

Zorunlu Karşılıklar Döviz Ve Altın Cinsinden

Başçı, bu dönemde bankacılık sektörünün likidite ihtiyacını azaltmaya yönelik, zorunlu karşılık oranlarının düşürüldüğünü, yakın zamanda ise TL zorunlu karşılıkların belirli bir oranının döviz veya altın cinsinden tutulmasına imkan sağlayan “rezerv opsiyonu mekanizması”nın politika araç setlerine dahil olduğunu vurguladı. 

Oynaklık Azaltıldı

Bu araç sayesinde, döviz rezervlerinin güçlendirilmesi ve bankaların likidite yönetiminde daha fazla esneklik sağlanmasının yanı sıra, sermaye akımlarındaki dalgalanmaların döviz kuru ve finansal piyasalar üzerindeki etkilerinin de yumuşatılmaya çalışıldığını vurgulayan Başçı, bu mekanizmanın, ayrıca sermaye akımlarının yurt içi piyasalar üzerinde yol açtığı oynaklığın azaltılması bakımından, diğer araçlara duyulan ihtiyacı kısmen azalttığını kaydetti.

Politika Aracımızla Kurlardaki Olası Dalgalanmanın Düşürülmesi Beklenmektedir

Başçı, bu politika aracı sayesinde Merkez Bankası'nın piyasalara müdahale ihtiyacının azaltılması ve söz konusu mekanizmanın kurlardaki olası dalgalanmaları düşürmesinin beklendiğini vurguladı. Bu mekanizmanın, bankalara döviz varlıklarını, likidite gereksinimleri doğrultusunda, serbestçe kullanabilme imkânı sunduğunu söyleyen Başçı, “Dolayısıyla, bu mekanizmanın finansal istikrarı destekleyeceği düşünülmektedir. Türk Lirası zorunlu karşılıkların bir kısmını bankalarımız döviz olarak Merkez Bankası'na yatırabilirler. Burada üst sınır yüzde 60, ancak yatıracakları miktar belli bir katsayıyla giderek artan oranlarda belirleniyor. En üst dilimde her 100 TL’lik zorunlu karşılığa karşılık 220 TL değerinde döviz getirmek zorundalar. Alt dilimlerde ise her 100 TL’lik zorunlu karşılığa karşı 130 TL’lik döviz eş değeri getirmek durumundalar” diye konuştu. ALTIN Altın için de benzer bir mekanizmanın söz konusu olduğunu dile getiren Başçı, “Türk Lirası zorunlu karşılıkların yüzde 30'una kadar, Türkiye'de işlem yapan bankalar altını getirip Merkez Bankası'na yatırabilecekler benzer bir yapı içerisinde” dedi. Başçı, bu politika araçlarının etkin kullanımı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) aldığı ilave tedbirlerle,2010 yılı sonu itibariyle yüzde 35'e çıkan kredi büyüme hızının, 2011 yılında yüzde 25'e düşürüldüğünü açıklayarak, “2012 yılı sonunda ise kredi büyüme hızının yüzde 14 civarında gerçekleşeceği ön görülmektedir. Bugün itibariyle Türkiye'de kredi büyüme hızı sorunsuz bir şekilde sürdürülebilir seviyelere yaklaşmıştır” diyerek sözlerini tamamladı.