17 Eylül 2012 Pazartesi

Banka 15 Ayrı Kredi Masrafını İade Etti


Anadolu Ajansı'nın haberine göre Kahramanmaraş Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti, bankanın tüketiciden aldığı 15 ayrı ücret kaleminin geriye dönük 10 yıl iadesine karar verdi.

Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti Başkanı Nesih Tanrıverdi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, heyet olarak 15 gün içerisinde 393 dosyayı karara bağladıklarını ve bunlardan 323'ünün bankacılık hizmetleriyle ilgili yaşanan sorunlar olduğunu belirtti.

Bankacılıkla ilgili söz konusu başvuruların büyük bölümünün kredi kartı aidatı ve kredi dosya masrafı ücretinin iadesiyle ilgili olduğunu aktaran Tanrıverdi, şöyle devam etti:

15 Kredi Masraf Kalemi Hangileri?
''Bunların dışında bankanın diğer kesintilerini de inceledik. Yaptığımız değerlendirmede kredi kartı aidatı ve dosya masrafı başta olmak üzere komisyon masrafı, ekspertiz ücreti, yüzde 2 yeniden yapılandırma kesintisi, ipotek kaldırma yazısı ücreti, kredi kullandırma ücreti, ipotek tesis ücreti, komisyon, ödeme talimatı poliçe ücreti, istihbarat ücreti, kredi tespit ücreti, KKDF tespit ücreti, bankacılık ve sigorta muameleleri vergisi ve yangın sigortası adı altında bankanın tüketiciden aldığı 15 ayrı ücret kaleminin geriye dönük 10 yıl iadesine karar verdik.''

Konut Sektörü Yerinde Sayıyor

Konut sektörünün ikinci çeyrekte binde 4'lük büyümeyle yerinde saymasına neden olarak KDV oranlarındaki belirsizlik ve konut kredi faiz oranlarının yüksekliği söylenebilir.
Dünya Gazetesi'nden Osman Arolat'ın bu haftaki yazında konut sektöründeki sorunlara değindi. Arolat , hareketli dönemde 200 alt sektöre etkisi olan konut sektörünün ikinci çeyrekteki binde 4'lük büyümeyle yerinde saydığını belirterek şu açıklamalarda bulundu:

'Sektör temsilcileri buna maketten satışların durdurulması, KDV oranlarındaki belirsizlik ve konut kredi faizoranlarının yüksekliğinin neden olduğunu belirtiyorlar. Kentsel dönüşüm projelerinden  söz edilirken, konunun çözüm odaklı ele alınmasını öneriyorlar.

Konut sektörü firma yetkilileri sektörlerinin üzerindeki bürokratik baskılar, belirsizlikler ve toplumun büyük kesiminin alım gücüne hitap etmeyen faiz yükü nedeniyle, durgunluk yaşadıklarını, belirsizliklerin ortadan kaldırılıp, faizlerin düşürülüp, yeni enstürümanların piyasaya çıkmasıyla sektörde bir canlılık yaşanabileceğini söylüyorlar. Kentsel dönüşüm projeleri hayata geçerken ya kamu sübvansiyonunun gündeme gelmesi gerektiğini ya da konut sertifikası, imar haklarının menkulleşmesi, imar hakları transferi gibi yeni finansman olanaklarının yaratılması gerektiğini açıklıyorlar.

Bugünkü yapıyı ortaya koyarlarken Türkiye'de yeni yapı ve yenilenme olarak yıllık 600-650 bin konutluk bir arz söz konusu iken, olumsuzluklar ve belirsizlikler nedeniyle 400-450 binlik bir satış  gerçekleşebiliyor.
Konutta en büyük talep orta ve dar gelirli gruplardan geliyor. Ancak, onların uzun vadeli olarak konut alınlarken faiz yükünü kaldırabilmeleri için en az aylık 3 bin 500 lira gelire ihtiyaçları olması gerekiyor. Bu güce sahip olanlar ise bu gelir grubu içersinde sadece yüzde 20'lik bir paya sahip bulunuyor.
Uzmanların saptamalarına göre Türkiye'de 7.5 milyon konutun yenilenmese ve dönüşüm projeleri içersinde yer alması gerekiyor. Ve bunların yüzde 70-75'i orta ve dar gelir grubuna ait. Bugünkü model içersinde onların imkanları yeterli değil o nedenle kentsel dönüşümde ya kamu sübvansiyonuna ya da yeni finansal enstürümanlara ihtiyaç var.

Bugün için inşaat sektör temsilcilerinin sektörü durgunluğa iten ve ikinci çeyrekte binde 4 gibi bir büyüme ile durmasına neden olan yapıdan şikayetleri arasında şu konular yer alıyor:
-KDV oranlarında  yeni düzenleme olacağının, oranların artabileceğinin açıklanması sonrası doğan belirsiz ortam.
-Tüketici Kanununda değişiklikle maketten satışın ortadan kalkması.
-Üretici firmaların mesailerinin yüzde 40-60 oranında harcamak zorunda kaldıkları bürokratik yapı.
-BDDK'nın cari açığın kaynağı içersinde ilan etmesinden sonra, konut kredi faiz oranlarının yüksek kalması ile alt gelir gruplarının kredili alım yapmalarının zorlaşması.

Bütün bu gelişmelerle sektördeki satışların ve büyümenin adeta durması ile önemli bir üretici firmanın battığını belirten sektör temsilcileri, yeni batmalar yaşanmaması için, yeni bazı önlemlerle sektörün canlanmasının sağlanmasını istiyorlar.
Yılın ikinci yarısında bir hareketlenme bekleyen sektör temsilcileri, bunun için beklentilerini de şöyle sıralıyorlar:
-Belirsizlikler ortadan kaldırılmalı. KDV oranının yüzde 1 olarak devam edeceği süre belirtilerek açıklanmalı. Maketten satış için de başlanmış projelere bir süre verilerek izne bağlanmalı.
-Merkez Bankası'nın beklenen faiz indirim kararı ile birlikte, bankaların konut kredi faiz indirimi gündeme gelmeli. Orta ve dar gelirlilerin kullanabileceği bir kredi maliyeti gerekirse kamu desteğiyle sağlanmalı.
-Yabancıların ülkemizde mülk satın bir yıllık oturma iznine sahip olabilmelerine dönük düzenleme hayata  geçirilmeli.
Kentsel dönüşüm projeleri gündeme gelirken, ekonomiye canlılık katan yaklaşık 200 sektöre hareketlilik getiren ve istihdam açısından önem taşıyan konuk sektörü temsilcilerinin dile getirdikleri  dertleri ciddiye alınarak çareler üretilmelidir.

NOT: Hatırlanması gereken bir tarih 12 Eylül 1980
Bundan 32 yıl önce Kenan Evren ve arkadaşları bir askeri darbe ile yönetimi ele aldılar. Kısa bir süre sonra Anayasa’mıza haki bir ceket giydirip, demokratik hakları daralttılar, 10 binlerce insanı fişleyip yargıladılar, binlercesini mahkum ettiler. O günden bu yana siyasiler Anayasa’ya giydirilen haki ceketi zaman zaman çıkarmak isteseler de tam olarak çıkarıp atıp, yerine beyaz insanlarımızı eşit kılan bir Anayasa’yı topluma sunamadılar. 12 Eylül askeri darbesinin 32. Yılını bu buruklukla yaşıyoruz…

Londra Faiz Oranlarını Değiştirmedi

İngiltere Merkez Bankası(BOE) komite toplantısının ardından yapılan açıklamaya göre, faiz oranları yüzde 0.50 olarak bırakıldı.
Londra Türkiye Gazetesi'nden Sanem Şahin'in haberine göre İngiltere Merkez Bankası(BOE), faiz oranında bir değişikliğe gitmedi.
İngiltere Merkez Bankası(BOE) komite toplantısının ardından yapılan açıklamaya göre, faiz oranları yüzde 0.50 olarak bırakıldı. Piyasalarda da BOE'nin faiz oranında bir değişikliğe gitmeyeceği beklentisi bulunuyordu.
 
BOE, Varlık Alım Programını da piyasa beklentisi doğrultusunda değiştirmeyerek, 375 milyar sterlin olarak bıraktı.
 
İngiltere Merkez Bankası, küresel ekonomik kriz sırasında ekonomiyi resesyondan çıkarmayı desteklemek amacıyla Mart 2009'da yüzde 0,5'e indirdiği gösterge faiz oranını o tarihten bu yana değiştirmedi.

Avrupa Merkez Bankası Faiz Oranını Değiştirmedi

Avrupa Merkez Bankası(ECB) faiz oranlarını değiştirmedi. ECB'nin bugünkü toplantısının ardından, faiz oranlarının yüzde 0.75 olarak devam etmesi kararı verildi.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz oranlarını değiştirmedi. ECB'nin bugünkü toplantısının ardından, faiz oranını yüzde 0.75 olarak devam etmesi kararı verildi. Analistlerde, ECB Para Politikası Kurulu'nun faiz oranını değiştirmeyeceğini tahmin ediyorlardı. Bugün TSİ 15:30'da Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi toplantı ile ilgili basın toplantısı düzenleyecek. Faiz oranı kararı sonrasında euro son iki ayın en yüksek seviyesini gördü.

Faiz Oranları Düşürülecek Ama Krediler Artmayacak

Büyüme oranı ne olursa olsun faiz oranları düşürülecek ama krediler artmayacak.
Habertürk yazarlarından Abdurrahman Yıldırım bu hafta köşesinde, Merkez Bankası'nın Kasım 2010'da yürürlüğe koyduğu para politikasında değişikliğe gittiğini ve zorunlu karşılık artışı, düşük politika faizi ve faiz koridoruna dayanan para politikasının faiz koridorunun kademeli bir şekilde daraltılarak öneminin azalacağını yazdı. yıldırım yazısında şu konulara yer verdi:
'Zorunlu karşılıklar artırılmış ve faiz ödemesi durdurulmuştu. Şimdi TL zorunlu karşılıklar döviz ve altın olarak tutulabiliyor. Yeni olan ise ortalama yüzde 11 düzeyindeki zorunlu karşılıkların daha da yükseltilecek olması.

Koridorun Daralma Hızı 
Bu politika değişikliği ilk kez 26 Temmuz'da yayımlanan 3. Enflasyon Raporu'nda yer aldı. Son olarak Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı Ankara'da basınla sohbet toplantısı düzenleyerek uygulamanın eylülden itibaren başlayacağını duyurdu. Yeni olan başka bir şey de "faiz koridorunun ölçülü değil kademeli indirileceği" oldu. Şu anda yüzde 5-11.5 olarak uygulanan faiz koridorunun üst sınırı kademeli indirilecek. Bundan, daha büyük ölçekli bir indirim anlamı çıkarılabilir. Ancak bu indirim bir kerede değil, birkaç hamlede gerçekleştirilecek. Merkez Bankası'nın söylediği bu.

Zorunlu Ayar 
Merkez Bankası bir yandan faiz oranlarını düşürürken ve faiz koridorunu daraltırken, neden zorunlu karşılık artışına gidecek? Bunun yanıtını Başçı "Ayağımızı frenden çektik ama gaza basmak da bizim görevimiz değil, dışarıda hava koşulları iyi değil. Yolumuza karayoluyla devam edelim" sözleriyle veriyor. Alınan önlemlerle cari açık bu yıl yüzde 8'in altına düşecek. Tekrar ekonominin gazına basılarak bu oranın milli gelirin yüzde 10 una doğru çıkması istenmiyor. Hem küresel koşullar buna müsait değil hem de hafta sonu kredi derecelendirme kuruluşu Fitch de yatırım yapılabilir seviye için yol haritasını açıkladı: Cari açığın da enflasyonun da yüzde 5'e inmesi ideal. Yani iyileşmenin yolu da cari açığın düşürülmesinden geçiyor. Enflasyonda sorun yok ama cari açıkta hâlâ almamız gereken yol var. Bunun için Merkez Bankası faiz koridorunu hızla aşağı çekerken, aynı zamanda kredi hacminin hızla artarak büyüme hızını artırmasını istemiyor.

İnce ayara Yeni Alet 
Çünkü bankalar kredi faiz oranlarını hesaplarken, kötü gün faiz oranları olarak bilinen faiz koridorunun üst bandını baz alıyor. Onun üzerine komisyon ve masrafları ekleyip yüzde 14 gibi bir rakam buluyorlar. Halen yıllık bazda yüzde 18 artan kredi hacminin yıl sonunda yüzde 14'e inmesi isteniyor. İşte faiz koridorunun daraltılması ve aşağı çekilmesi, bankalara kredileri yeniden fiyatlama imkanı verecek. Çünkü Merkez Bankası fonlama faizini zaten yüzde 6.5 e çekmiş ve belki biraz daha düşecek. İşte burada devreye zorunlu karşılık artışları girecek. Zorunlu karşılıklar artırılarak faiz oranları indirimlerinin kredi artışına dönüşmesi önlenecek. Kredi artışı yoluyla cari açığın artması engellenecek.
Sermaye hareketlerine, kredilere, cari açığa, enflasyona, kısaca ekonomiye ince ayar faizlerle değil artık zorunlu karşılıklarla verilecek. Büyüme oranı ne olursa olsun faiz oranları düşürülecek ama krediler artmayacak.

Konut Kredilerinde Yaz ve Ağır Kış Aylarında Hafifleme Olur

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil,'Konut kredilerinde her zaman yaz ve ağır kış aylarında hafifleme olur' dedi
Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil’in geçen ocak ayında göreve geldikten sonraki ilk icraatı ekibiyle birlikte bir ayda 21 bin yol kat ederek 16 bin Akbanklı ile buluşmak oldu. Binbaşgil, bu deneyimi “Tüm çalışanlarımızla Kalıcı Liderlik vizyonumuzu paylaştık. Çok çabuk benimsendiğini, bankanın zaten var olan enerjisinin ve motivasyonunun daha da arttığını gördük. Bankada inanç ve enerji seviyesi çok yüksek’ sözleriyle özetledi.

Genel müdür olduktan sonra ekibim ile birlikte ilk yaptığımız iş Türkiye genelindeki 16 bin Akbanklı ile buluşmak oldu. Bir ayda 21 bin kilometre yol katettik. 6 ilde 10 toplantıyla, Akbank’ın ‘Kalıcı Liderlik’ vizyonunu şubelerimizden bölgelerimize, operasyon yetkilimizden güvenlik görevlisine, genel müdür yardımcısından müşteri ilişkileri yöneticilerimize kadar tüm çalışanlarla paylaştık. Kalıcı liderlik vizyonumuzu hep birlikte çok çabuk benimsedik. Bankanın varolan enerjisinin ve motivasyonunun daha da artması, hep birlikte Kalıcı Liderlik vizyonu etrafında kenetlenmiş olmamız hepimizi çok mutlu ve motive ediyor. Şu an bankada inanç ve enerji seviyesi çok yüksek.’
Yukarıdaki sözler, 11 yıl önce göreve başladığı Akbank’ta, 6 Ocak’tan bu yana genel müdürlük koltuğunda oturan Hakan Binbaşgil’e ait. Binbaşgil 9 aylık genel müdürlük deneyimini ilk kez Hürriyet’e anlattı.
Kolay Adapte Oldum 
Söze, “2001-2002 döneminde bankacılık sektörünün en sıkıntılı olduğu dönemde Akbank’a geldim” diyerek başlayan Binbaşgil şöyle devam etti:
“İlk geldiğimde bankanın yeniden yapılandırılması amacıyla başlatılan ‘Yeni Ufuklar’ projesini yürüttüm. Hatta bu proje daha sonra Harvard Üniversitesi’nde başarı öyküsü olarak derslerde vaka çalışması oldu. Bu süreçte bankanın tüm birimlerini en ince ayrıntısına kadar inceledik, bankanın hemen hemen her alanına değdik. Akbank’ın avantajları ve daha da geliştirilebilecek yönlerini çok iyi biliyorduk. Sahayı, genel müdürlüğü, müşterilerimizin beklentilerini ve Türkiye’deki potansiyeli biliyorduk. Dolayısıyla yeni göreve adaptasyon oldukça kolay oldu benim için. Akbanklılar’dan aldığım pozitif enerji, yakınlık, pozitif duygular da bu geçişi çok kolaylaştırdı.”
Türkiye'yi Gezip Müşterilerle Buluşuyouz
Kendini çok şanslı bir genel müdür olarak gördüğünün altını çizen Binbaşgil, “Oldukça şanslıydım çünkü bankanın arkasında hem çok güçlü bir marka değeri ve sermaye yapısı var, hem de müthiş bir ekip. Zaten ilk işimiz  aynı hedefe odaklanan 16 bin arkadaşımızla buluşmak oldu” şeklinde konuştu. Kendisinin bireysel bankacılık alanından geldiğini belirten Binbaşgil, şunları anlattı: “Şimdi her üç ayda bir Akbanklılar’la yine canlı video yoluyla performansımızı değerlendiriyoruz, 3 aylık performansımızı bizzat anlatıyorum. Neyi iyi yaptik, neyi daha iyi yapabiliriz bunları açık açık konuşuyoruz. Kalıcı Liderlik Akbanklıların omuzunda başarılabilecek bir konu. Nereye gittiğimizi hepimizin bilmesi gerekir. Çalışan odaklı bu anlayışımızı aynı şekilde müşterilerimize yönelik de uyguluyoruz. Sürekli sahadayız, Türkiye’yi gezip müşterilerimizle buluşuyoruz. Başarının yolu müşteriyi anlamaktan geçiyor.”
İlk 6 Ayda %1'e Yakın Pazar Payı
İlk 6 aylık dönemde Akbank’ın hemen hemen her alanda yüzde 1’e yakın pazar payı elde ettiğini vurgulayan Binbaşgil “Kredi kartı alacaklarında pazar lideri olduk. Bir yandan karlı ve sağlıklı büyümeye devam ederken bir yandan da geleceğin modern, çağdaş bankasını yaratmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda verimliliğimizi, hizmet kalitemizi artırıyor, inovasyona önem veriyor, teknoloji, insan kaynağı ve şubeleşmemize yatırım yapıyoruz.  Bu yılın tamamında 70’e yakın yeni şube açmış olacağız, 120 milyon dolarlık teknoloji yatırımı yapacağız. Oldukça hareketli bir dönemden geçtiğimizi söyleyebilirim” diye konuştu.
Şanslı Bir Genel Müdürüm
Hakan Binbaşgil, Türk bankacılık sektörünün duayen isimlerinden Erol Sabancı ve bankacılığı iyi bilen Suzan Sabancı Dinçer’in bankanın yönetim kurulunda olmasının kendisini nasıl etkilediği yönündeki sorumuza şöyle yanıt verdi: “Bankacılık bir ekip işi. Bir genel müdürün çok iyi bir ekibe sahip olması nasıl önemli ise, kuvvetli, gerektiğinde danışabileceği deneyimli, vizyoner bir yönetim kuruluna sahip olması da en az o derece önemlidir. Akbank’ta ben her iki açıdan da kendimi çok şanslı bir genel müdür olarak görüyorum. Çünkü kalıcı liderlik yolunda yalnız değilim. Gerek yönetim kurulu, gerek biz profesyonel yönetim Türkiye’nin zaten en değerli banka markası olan Akbank’ın artan bir şekilde başarılarının devamını istiyoruz. Bankada en tepeden her bir Akbanklı’ya kadar uzanan bu tür bir fikir birliği Akbank’a sürdürülebilir başarının devamını mutlaka getirecektir.”
Başarılı Türk Şirketlerinin Yurtdışındaki Ayak İzlerini Takip Ediyoruz
Müşteri odaklı bir bankanın genel müdürü olarak sahada, şubelerde çok fazla zaman geçirdiğini kaydeden Hakan Binbaşgil şöyle devam etti: “Reel sektörde durum oldukça pozitif. Geleceğe yönelik ciddi bir inanç var, bir çok müşterimiz işini büyütmek istiyor. Yatırım yapmak istiyor. Türkiye’nin teknolojiye çok çabuk uyum sağlayan genç bir nüfusu var. Bütün bunlar çok büyük ve doğal avantajlar. Dolayısıyla bizim yurtiçine olan ilgimiz hiç azalmayacak. Bugün Türkiye bankacılık sektörünün güçlü olduğu dünyadaki 3-5 ülkeden biri. Yoğunlaşmamız burada olacak. Elbette başarılı Türk şirketlerinin yurtdışındaki ayak izlerini takip ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. Bircok firmanın ana bankasıyız. Bu firmalarımız dışarı açıldıkça, dışarıdaki başarıları arttıkça Akbank olarak bu firmaları desteklemek bizim görevimiz.’’
Ölçülü Muhafazakârlık ve Modern Yenilikçilik
Bankacılıkta risk yönetiminin çok kritik bir konu olduğunu söyleyen Hakan Binbaşgil şöyle devam etti: “Bankacılıkta muhafazakarlık bir ölçüde olması gereken bir özellik aslında. Halkın birikimlerini emanet alarak kredi veriyorsunuz. Size emanet edilen birikimleri iyi korumanız gerekir. Son global krizde de biliyorsunuz riski iyi yöneten bankalar öne çıktılar. Akbank’ın yıllardır özelliği haline gelmiş, sağlam, güvenilir, istikrarlı banka imajını korumamız gerekir. Biz bu önemli özellikleri korumaya devam edeceğiz. Öte yandan kârlılık içinde büyümeye de devam edeceğiz. Muhafazakarlık hiç bir zaman çağdaş, modern, geleceğin bankasını yaratmaktan sizi alı koymamalı. Akbank’ta biz sürekli iyiye gitmek üzere radikal değişimler yapan bir yönetimiz. Türkiye gibi genç, dinamik, geleceği açık bir ülkede iddialı olmak, başarınızı sürdürmek istiyorsanız bu değişimleri yapmak zorundasınız. Kalıcı liderlik için gerektiği yerde ölçülü muhafazakarlık gerektiği yerde de değişim, yenilikçilik arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekir. Biz de o dengeyi iyi kurduğumuza inanıyoruz.”
Merkez’in Uyguladığı Politikalar Tutarlı 

Merkez Bankası’nın uyguladığı politika ları tutarlı bulduğunu kaydeden Hakan Binbaşgil, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim merkez bankamızın en öncelikli konusu enflasyonu kontrol altında tutmak. Eskiden merkez bankalarının uyguladığı belli politikalar vardı.
Şimdi bu volatil ortamlarda hızlı karar almak durumundalar. Bizim Merkez Bankası da oldukça hareketli ve tutarlı politikalar uyguluyor. Ekonominin gidişatına baktığınız zaman enflasyon kontrol altında tutuluyor, faizdüşme eğiliminde. Cari açıkta azalma var, kurlarda stabilite belli oranlarda sağlanmış durumda. Bir tek tasarruf açığı ve cari açık meseleleri var. Merkez Bankası’nın faiz koridorunun üst bandını yarım puan aşağı çekme yönünde bir sinyali var. Bu olursa düşüş
önce mevduatın maliyetine daha sonra da kredi faiz oranlarına yansır.”
İnşaatta Sıkıntı Yok
İnşaat sektöründeki soruya ilaveten de Hakan Binbaşgil, şu değerlendirmeyi yaptı: “Son dönemdeki daralmaya rağmen ben inşaat sektörünün uzun vadede geleceğini pozitif görüyorum. Orta ve uzun vadede Türkiye’de konut açığı var. Şu anda konut talebi sıfır demek doğru değil, geçen yıla göre azalma var. Sağlıksız bir durum yok dolayısıyla. Konut kredilerinde her zaman yaz ve ağır kış aylarında hafifleme olur.”