18 Eylül 2012 Salı

Merkez Bankası Borç Verme Faiz Oranını İndirdi


Eylül ayı toplantısını yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, gösterge faizi yüzde 5.75 seviyesinde bıraktı. Banka, gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 5 seviyesinde tutarken, gecelik borç verme faiz oranını yüzde 11.5’ten yüzde 10’a çekti.

Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada şunlar yer verildi:

"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan faiz oranları aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 5,75 düzeyinde sabit tutulmuştur.

b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 5 düzeyinde sabit tutulmuş; borç verme faiz oranı yüzde 11,5’ten yüzde 10’a, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 11’den yüzde 9,5’e düşürülmüştür.

c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı yüzde 14,5’ten yüzde 13’e düşürülmüştür.

Son dönemde açıklanan veriler, iç ve dış talep arasındaki dengelenmenin öngörüldüğü şekilde sürdüğünü teyid etmektedir. Yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yurt içi nihai talep ılımlı seyretmeye devam etmekte, ihracat ise küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen artış eğilimini korumaktadır. Bu doğrultuda, toplam talep koşulları enflasyondaki düşüşü desteklerken cari işlemler açığı kademeli olarak azalmaya devam etmektedir.

Kurul, enflasyondaki düşüşün yılın son çeyreğinde belirginleşeceğini tahmin etmektedir. Bununla birlikte, enerji fiyatlarındaki artışlar ve enflasyonun bir süre daha hedefin üzerinde seyredecek olması fiyatlama davranışlarına dair temkinli bir duruş gerektirmektedir.

Yakın dönemde yaşanan gelişmeler finansal piyasalarda risk algılamalarının kısmen iyileşmesine neden olsa da, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda, alınan tedbirlerin krediler, yurt içi talep ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri dikkatle takip edilecek, Türk lirası fonlama miktarı gerekli görüldüğünde aşağı veya yukarı yönlü ayarlanacaktır.

Kurul, rezerv opsiyonu katsayıları bir miktar daha artırılırken faiz koridorunun daraltılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirmesinde bulunmuştur. Gerekli görülmesi halinde önümüzdeki dönemde aynı doğrultuda ölçülü bir adım atılabileceği ifade edilmiştir.

Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır. " Karar sonrası ilk gelen değerlendirmeler Merkez Bankası'nın son dönemde sıkça dile getirilen büyüme konusunda hamle yaptığı yönünde.

Merkez Bankası Açık İşlemleri Duyurusu Yaptı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu’nun 18 Eylül 2012 tarihli toplantısında alınan karar uyarınca, yapılan TL likidite öngörüleri çerçevesinde, bir sonraki Kurul toplantısının yapılacağı 18 Ekim 2012 tarihine kadar miktar ihalesi açılacak günlerde bir hafta vadeli fonlama tutarının 0.5 milyar TL ile 7.5 milyar TL arasında olmasının kararlaştırıldığını açıkladı.

Ayrıca, 19 Eylül – 18 Ekim 2012 döneminde açılacak bir ay vadeli repo ihale miktarına ilişkin üst sınırı, her bir ihale için 3 milyar TL olarak belirledi. Ayrıca, likidite koşullarında öngörüler dışında önemli bir değişiklik gözlendiği durumlarda planlanan limitlerin dışında fonlama yapılabilceği belirtildi.
       

Konut Kredilerindeki Kısıtlamalar Çin'de Konut Fiyat Artışını Yavaşlattı


Çin'de konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamalar konut fiyatlarının artış hızını yavaşlattı
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yeni konutların fiyatları Ağustos'ta aylık bazda bir önceki aydan daha az şehirde artış kaydetti ve politika yapıcıların emlak fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik hamlelerini güçlendirme ihtimalini azalttı.

Resmi istatistik rakamlarına göre Çin'deki 70 şehrin 35'inde konut fiyatları artış kaydetti. Yeni konut fiyatları Temmuz'da 49 şehirde artmıştı. Konut fiyatlarının artışındaki yavaşlama, konut kredileri ve birkaç konutun birden alınabilmesi üzerindeki kısıtlamaların ardından görüldü.

Emlak sektöründeki sabit getirili varlık yatırımlarındaki istikrar sinyalleriyle birlikte veriler, ülkenin başbakanı Wen Jiabao'nun, inşaat sektörünün iflasına neden olmadan piyasası soğutma konusunda aşama kaydediyor olabileceğine işaret ediyor olabilir. Konut piyasasında yumuşak iniş yapılması, son 22 yılın en zayıf büyümesini kaydeden ekonomideki risklerin artmasının önlenmesine yardımcı olabilir.

Konut fiyatlarındaki düşüşün sürmesi ve emlak yatırımlarının sabit kalması hâlinde, önceki dönemlerde görülen olumsuz faktörlerin ortadan kalkacağını söyleyen Citigroup Inc.'in kıdemli Çin ekonomistlerinden Ding Shuang, hükümetin de yeni sıkılaştırma önlemleri başlatma ihtimalinin azaldığını belirtti.

Çin'in emlak sektörü, ülkenin toplam gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 13'ünü, inşaat ve dekorasyon gibi ilişkili sektörler de eklendiğinde ise yüzde 25'ini oluşturuyor.
        

Konut Kredisi Borcunu Ödeyemeyenlerin Konutlarını Alan Bankalar Zararda

Ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekirken, borçlu konutlara el koyan bankalar, binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti.
Bianet'ten Bülent Danışoğlu'nun haberine göre ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekiyordu. Ama bunların konutlarını ellerinden alınca, bankalar binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti.
Danışoğlu yazısında şu konulara yer verdi:

Birkaç gün önce ABD Merkez Bankası her ay piyasadan 40 milyar dolar değerinde tahvil alacağını açıkladı. Böylece faizlerin düşmesi, harcama ve yatırımların artması bekleniyor. Faiz oranları zaten düşebileceği kadar düştüğü, yine de kimsenin yatırım yapmaya niyetli olmadığı ortadayken, bu politikanın yeni balonlara yol açmasından endişe edenler var.

2008'de patlayan krizden bu yana balonlardan daha çok söz edilir oldu. Binbir çeşit türev ürün icat edilirken akla gelmiyordu, şimdi akıldan çıkmıyor. Gerçi hala yoğurdun üflenerek yendiği söylenemez ama endişelerin sürdüğü açık. Zaman zaman konut sektöründe yeni bir balonun oluştuğu korkusu yayılıyor, satış fiyatlarının çok yükseldiği, kiralarla kıyaslayınca bu yüksekliğin anormal olduğu söyleniyor.
Korkular boşuna değil. Geçmişte yaşananları inceleyenler, krizlerin öncüsünün balonlar olduğunu gösteriyor. Özellikle Charles Kindleberger balondan krize giden süreci adım adım tanımlıyor. Geçmişteki krizlerde yaşanan süreç, geçtiğimiz yıllarda da tekrarlandı.

Balonlar genellikle bir yenilikle başlıyor. Piyasaya giren yeni bir ürün, yeni bir teknolojik dönüşüm ya da yeni bir aracın piyasayı canlandırması söz konusu olabilir. İçinde bulunduğumuz krizi yeni ürün, yeni teknoloji değil, yeni finansman modeli başlattı. Balona konu olan ürün tarihin en eski ürünlerinden biri olan konuttu. Zaten bu yüzden krizin adı mortgage krizi olarak kaldı. Fakat konut ipoteğinin tekrar tekrar yenilenmesine yol açan türev ürünler yeni araçlardı, balona yol açan da bunlar oldu.

Yenilikleri kredi patlaması izler. 1929 Krizinde elektrikli ev aletlerinin yeni yeni piyasaya çıkması, otomobilin yaygınlaşmaya başlaması kredili satışları artırmıştı. Sadece tüketici kredileri değil, borsa işlemlerinin yüzde 90'dan fazlası da krediyle yapılıyordu. 2008 krizinde de buna benzer gelişmeler oldu. Ekonomik canlılığı muhafaza amacıyla faizler olağanüstü ölçüde düşük tutuldu. ABD'de 2000 yılından itibaren faizler yüzde ikiyi aşmadı. Herkesin konut sahibi olduğuna inandığı bir dönem yaşandı, Amerikan rüyası tazelendi.

Kredi almanın bu kadar kolaylaşması spekülatif faaliyetlere yol açtı. Her önüne gelene kredi verilince, sırf sonradan yüksek fiyattan satmak için konut alanlar, hiç parası olmadığı halde fırsat bu fırsat diye konut sahibi olmak isteyenler derken işsizlerden öğrencilere kadar herkes kredi aldı. Kriz patladıktan sonra, bu tip geri ödeme şansı düşük ipotek kredilerine "subprime mortgage", bu tip kredilere dayalı menkul değerlere de "toksik kağıtlar" dendiğini bütün dünya, biraz geç olmakla birlikte, öğrendi.

Her şey anlaşıldığında konut fiyatları çoktan düşmüştü. ABD'de 2000 yılından kriz patlayana kadar geçen yedi yılda iki katından fazla artan konut fiyatları artık ilk değerinin de altındaydı ve düşüş sürüyordu. Bankaların ve mortgage kuruluşlarının büyük risk aldığı ortaya çıktı. Konut fiyatları düştükçe ipotekler o kadar yüksek kaldı ki, konut kredisi ödeme gücü olanlar da ödememeye başladılar. Geri ödenemeyen krediler arttıkça bu kuruluşların sermayeleri erimeye başladı. Daha yüksek maliyetle kaynak sağlamak zorunda kaldılar. Artık ülkenin tüm finans sektörü tehlikedeydi.

Buraya kadar olanlar kredi alanlarla kredi verenler arasındaki ilişkilerden ibaret. Piyasada kazanmak da var, kaybetmek de. Piyasadaki her oyuncunun kendi çıkarını iyi kolladığına, aklı başında kararlar aldığına, hata yaparsa bedelini ödeyeceğine ve tam da bu nedenle hata yapmayacağına inanılır.
Fakat şöyle bir sorun çıktı. Ödeyemeyeceği kadar kredi alan kişilerin, ipotekli konutlarını kaybederek cezalarını çekmeleri gerekiyordu. Ama bunların konutlarını ellerinden alınca, bankalar binlerce değeri düşük konut sahibi olmanın hiç de garantili bir durum olmadığını fark etti. Satamayacakları, değerlendiremeyecekleri mülkleri ellerinde tutmak onları kurtaramayacaktı. Tek çare devletin onları kurtarmasıydı.

1929 Krizinin başlarında piyasanın kendini yeniden dengeye sokacağına hala inanılıyordu, bu yüzden müdahale edilmemişti. Ancak yüzlerce banka iflas ettikten sonra Federal Hükümet işe el koymak zorunda kalmıştı. 2008 krizi geldiğinde ise müdahale etmemenin korkunç sonuçları olacağı biliniyordu.  Bu yüzden hükümetin bankaları kurtarmaktan başka seçeneği yoktu.

ABD Hükümeti piyasayı, liberal ekonomiyi, dünyaya yıllarca verdiği nasihatleri bir yana bıraktı, bir dizi kamulaştırmaya girişti. 2008 yılında önce Bear Stearns adlı yatırım fonu kurtarıldı, sonra Indy Mac bankasına el kondu. Ardından mortgage piyasasının yarısını elinde tutan Fannie Mae ve Freddie Mac adlı kuruluşlar ile Washington Mutual'a el kondu. International Group'a finansman sağlandı. Sıra 4 trilyon dolar zararı olan Lehman Brothers'a geldiğinde, kurtarma operasyonlarının daha fazla sürdürülemeyeceği ortaya çıktı. Aynı sıralar Avrupa'da da bir dizi banka ve finansman kuruluşu kamulaştırıldı.

Kamulaştırmalar, devletin el koymaları bu ülkelerde pek alışılmış yöntemler değildir. Bu uygulamalar doğal olarak çeşitli itirazlara ve tartışmalara yol açtı. En hoş itiraz Amerikan muhafazakarlarından geldi, bunlar özgür ülkelerinin bankaları devletleştirme yoluyla bir tür sosyalizme gitmesinden endişe ettiler. Öteki itirazlar, karlar özelde kalırken, zararların toplumsallaştırılmasının ahlaki olarak savunulamayacak bir durum olduğunu öne sürüyordu. Ayrıca finansman sermayesinin özel konumu da ortaya çıkmıştı, bir buzdolabı üreticisi zarar ederse sonuçlarına katlanırdı ama bir bankayı kendi kaderine terk etmek göze alınması zor bir risk olacaktı.

Bu operasyonlar sayesinde finans kuruluşları bir süredir acil sorunlar yaşamıyor. Onların yerine hem ABD'de hem de daha ağır olarak Avrupa ülkelerinde devletler acil, yıkıcı, derin sorunlar yaşıyorlar. Sorunlu kuruluşlara el koyarak, borçlarını üstlenerek, finans kurumlarından devletlere sorun transferi yapıldı. Finans kurumlarını kurtarmak uğruna bütün ülkelerde bütçe dengeleri bozuldu. Şimdi bu bozukluğun kimin sırtından telafi edileceği tartışılıyor. New York'tan Atina'ya kadar meydanlarda süren gösteriler de bu tartışmanın bir parçası.

Başka bir tartışma da finans sektörünün geleceğine ilişkin olarak sürüyor. Finans sisteminin yeniden yapılanacağı, "regülasyonlar" getirileceği, eskisi gibi her türlü aracı kullanarak genişlemesine, balonlar oluşturmasına izin verilmeyeceği söyleniyor.

Fakat bunun mümkün olmadığını savunanlar da var. Çok açık ki, finans sektörüne müdahale edilmesi, kurallar getirilmesi büyümeyi olumsuz yönde etkileyecektir. Çünkü yeni kurallar getirilmesi veya mevcut kuralların sıkılaştırılmasının doğrudan sonucu kredi hacminin daralmasıdır. Bu da büyümenin yavaşlaması anlamına gelir. Ekonominin büyümesinde balonların rolünü inkar etmek de kolay değildir. Balonlar talebi uyarmakta, satışları artırmakta, yeni istihdam yaratılmasında yararlı olmaktadır. Hatta durgunluğu aşmak, krizleri önlemek için sürekli yeni balonlar yaratmayı, bir balon çöktüğü zaman başka balonları devreye sokmayı bir çözüm olarak görenler vardır.

Ne var ki, ikide bir balonlar yaratmak ve bunları sektörden sektöre transfer etmek pek sürdürülebilir bir politika olarak kabul edilemez. Buna olsa olsa krizi erteleme yöntemi diyebiliriz. Biraz da egemen ekonomi anlayışının çaresizliğinin ifadesidir.
    

Gardenplanet Projesi Uygun Faiz Oranları ile Ev'lendiriyor

Şenkaya İnşaat’ın Kurtköy’de yükselen Gardenplanet projesinde, İş Bankası tarafından hazırlanan 0,83’ten başlayan faiz oranları ile 120 aya kadar konut kredisi kullandırılıyor.
Şenkaya İnşaat’ın Kurtköy’de yükselen Gardenplanet projesinde, İş Bankası tarafından hazırlanan 0,83’ten başlayan faiz oranları ile 120 aya kadar konut kredisi kullandırılıyor. 1+1’den 4+1’e, farklı konut tiplerinin yer aldığı projede toplam 370 daire bulunuyor. 265 araçlık kapalı, 120 araçlık açık otopark kapasitesi bulunan projede, biyolojik göletler, GardenKids çocuk klübü, açık ve kapalı yüzme havuzları, Fin hamamı, sauna, fitness, spa ve sağlık kulüpleri yer alıyor. Projedeki konutların metrekare fiyatı ise 2 bin 950 liradan başlıyor.

Hangi Daire Kaç Lira?
Tipi      Fiyatı
1+1     129.830 - 201.779
2+1     211.482 - 411.770
3+1     394.225 - 536.710
Binaların dış cephesinde doğanın renkleriyle uyumlu malzemeler dikkat çekerken, iç mimaride uygulanan fonksiyonel ve çağdaş çözümler 1+1’den 4+1’e tüm yaşam alanlarında benzersiz bir konfor sağlıyor. Gardenplanet’de tüm dairelerde birinci sınıf malzeme-lerle her detayda özenli ve kaliteli bir yaşam sunuluyor.

Yapı Kalitesi 

Gardenplanet, inşaat altyapısını ve binaların iç donanım ürünlerini yüksek kaliteli markalardan oluşturmakla sizin için güvenli, ferah, huzurlu, sorunsuz bir yaşamın kapılarını açıyor. Çevre duyarlılığını ve güvenliği ön planda tutan Gardenplanet ,yapı statiği ile mimariyi en iyi şekilde bütünleştirerek, iç tasarım ve inşaat teknolojisinde de kalite odaklı bir duyarlılık göstermektedir. Tüm tasarım ve statik hesapları, yürürlükteki son deprem yönetmeliği, TS 500 Betonarme Yapıların Tasarım ve Yapım Kuralları, 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tasarlanan Gardenplanet’te betonarme taşıyıcı sistemi beton kalitesi ortalama standartların üzerinde C-35 olup, beton çeliği sınıfı ST3’tür. Her bina için yapılan detaylı zemin sondajları ve zemin etüt raporlarına uygun olarak, tüm proje betonarme radye temel ve deprem kuvvetlerini güvenli bir şekilde karşılayan betonarme taşıyıcı sistem ile inşaa ediliyor.

Ulaşım

Gardenplanet, Avrupa ve Anadolu yakası bağlantı yolları üzerinde, Sabiha Gökçen Uluslararası Havaalanı ve teknolojinin kalbi olacak Teknopark’a sadece 5 dakika mesafede, İstanbul’un en büyük alışveriş merkezi Viaport AVM’ye 500 metre, Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarının kampüslerine 10 dakika mesafede yer alıyor.
GardenPlanet'te Yaşam 

Aile kavramına önem veren Gardenplanet'te 3-10 yaş arası çocuklar için tasarlanan Gardenkids, hem bireysel gelişimlerinde hemde yaşıtlarıyla bir arada olup sosyalleşmelerine önem veriyor. Gardenkids’de, resim ve müzik atölyelerinden, dans stüdyolarına kadar çocukların hergün yeni birşey keşfetmesine ve hobiler edinmesine olanak veren bir yaşam standardı sunuyor. 

     

Kredi Faiz Oranları Düşmeli



GYODER Başkanı Işık Gökkaya, “Beklentimiz Merkez Bankası’nın olası faiz oranları indirimiyle beraber konut kredisi faiz oranlarının düşmesi ve talebin yeniden canlanması yönünde” dedi.

Kredi Faiz Oranları Düşmeli

Ağustos ayında metrekare başına konut kiralarının en fazla yükseldiği il, yüzde 2.60 artışla İzmir oldu. Aynı dönemde konut kira değerlerinde Ankara’da yüzde 1.88, Antalya’da yüzde 1.74, Adana’da yüzde 1.42, Kocaeli’de yüzde 1.26, İstanbul’da yüzde 1.13, Bursa’da yüzde 1.04 oranında artış yaşandı.
Araştırmanın Ağustos ayı sonuçlarını değerlendiren GYODER Başkanı Işık Gökkaya, “Beklentimiz Merkez Bankası’nın olası faiz oranları indirimiyle beraber konut kredisi faiz oranlarının düşmesi ve talebin yeniden canlanması yönünde” dedi.

Vatandaşın Bankadaki Kuyruk Çilesi Sona Eriyor

Tapu’da takbis uygulamasından sonra yeni projeler gelişmeye devam ediyor. Bu kapsamda çalışmalarına devam eden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vatandaşların,bankalardaki kuyruk çilesine son vermeyi hedefliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar e-tahsilât projesi ile tapuda yeni bir dönemin daha başladığını açıkladı. Projeye göre, tapu müdürlüklerine ilişkin tahsilat işlemleri online olarak gerçekleştirilecek. Herhangi bir dekonta gerek duyulmaksızın tahsilât işlemleri elektronik ortamda banka hesabından EFT, Görüntülü İşlem Merkezi, ATM aracılığıyla anında gerçekleştirilebilecek. Bu kapsamda Tapu kadastro Genel Müdürlüğü Ziraat Bankası ile gerekli görüşmeleri yaptı ve protokoller imzalandı.  Vatandaş artık tapu ile ilgili ödemelerini istediği şekilde yapabilecek.

Bakan Erdoğan Bayraktar; “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Ziraat Bankası ile bir protokol imzaladı. Söz konusu protokol kapsamında, sisteme geçişi tamamlanan Tapu müdürlüklerine ilişkin tahsilat işlemleri online olarak gerçekleştirildiğinden herhangi bir dekonta gerek duyulmayacak. Tahsilât işlemlerinin elektronik ortamda banka hesabından EFT, internet, Görüntülü İşlem Merkezi, ATM aracılığıyla anında gerçekleştirilmesi mümkün hale gelecek” dedi.

Kuyruk Sırası Azalacak

Projeyle birlikte banka kuyruklarında beklemelerin azalacağını belirten Bayraktar, Tapu harçlarının geç yatırılması nedeniyle Tapu işlemlerine yansıyan gecikmelerin de önüne geçileceğini söyledi. Uygulamanın bürokrasi yönünden iş kolaylığı sağlayacağını ifade eden Bayraktar, “Harç ve döner sermaye hizmet bedeline ilişkin dekont tapuda işlem sırasında istenmeyeceğinden ekonomi yönüyle tasarruf sağlayacağız. Ayrıca çevre açısından bakıldığında da pek çok ağaç kesilmekten kurtulacak” dedi.

Bankalarla Görüşüyor

Bayraktar sözlerine şöyle devam etti: “E-tahsilât kademeli olarak tüm tapu sicil müdürlüklerinde yaygınlaştırılacak. Şu an Ziraat Bankası ile protokol imzalandı ve uygulama başlatıldı. Halk Bankası ile görüşülüyor. Diğer bankalara talepler iletilecek, kendilerinden talep gelmesi halinde pek çok banka ile çalışma yapılabilecek.”

Ege’nin İncisi İzmir’de Kiralar El Yakıyor

İkinci el konut fiyat artışında, Ağustos ayında lider Ankara, kiraların en fazla yükseldiği il ise İzmir oldu, konut fiyatları geçen yıla göre yüzde 11,87 oranında arttı. Garanti’nin desteğiyle Reidin.com ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) tarafından Adana, Ankara, Antalya, Bursa, İstanbul, İzmir ve Kocaeli’deki ikinci el ve yeni konutlara yönelik hazırlanan emlak endekslerinin 2012 Ağustos ayı raporu yayınlandı.

Buna göre, Türkiye Kompozit Satılık Konut Fiyat Endeksi’nde bir önceki aya göre yüzde 2.44, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14.52 oranında artış gerçekleşti. Ankara, bir önceki aya göre metrekare başına yüzde 3.11 değer artışıyla, Ağustos 2012’de ikinci el konut satış fiyatlarının en fazla yükseldiği il oldu. Aynı dönemde metrekare başına ikinci el konut satış fiyatları Antalya’da yüzde 3.06, Bursa’da yüzde 2.90, İstanbul’da yüzde 2.35, Adana’da yüzde 2.29, İzmir’de yüzde 2.14, Kocaeli’de yüzde 1.07 oranında arttı.

1+1’de Fiyatlar Arttı

Geçtiğimiz ay, yeni konut satış fiyatları bir önceki aya göre, 1+1 daire tipinde yüzde 0.48, 2+1 daire tipinde yüzde 0.16, 3+1 daire tipinde yüzde 0.25 ve 4+1 daire tipinde ise yüzde 0.42 oranında arttı.

    

Türkiye'ye Hakettiği Kredi Notu Verilsin


Nihat Ergün 'Türkiye'ye olması gereken kredi notu ne ise onu versinler ve Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili yatırımcılar arasında tedirginlik meydana getirecek davranışlardan uzak kalsınlar bu yeter' dedi
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, kredi derecelendirme kuruluşlarından Nobel Ödülü istemediklerini belirterek, 'Türkiye ekonomisine karşı objektif davransınlar, Türkiye'ye olması gereken notu versinler ve Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili yatırımcılar arasında tedirginlik meydana getirecek davranışlardan uzak kalsınlar bu yeter' dedi.

Bakan Ergün, TRT Türk'te katıldığı programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bugün açıklanan işsizlik rakamlarına ilişkin bir soru üzerine Ergün, Haziran ayındaki yüzde 8'lik işsizlik oranının dünya ile mukayese edildiğinde çok anlamlı olduğunu söyledi.

Bu rakamın, Türkiye ekonomisinin son 10 yılda atılan adımlarla nasıl sağlam bir zemine oturduğunun göstergesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Ergün, 'Yoksa mesela yüzde 8'lik rakam bizim ekonomimiz içinde hala bizi çok tatmin eden bir rakam değil. Biz yüzde 5'in altına, 5'in daha küçük rakamlarına doğru işsizliği çekmemiz lazım' dedi.

Bakan Ergün, buna karşın bugünkü konjonktürde, işsizlik oranını yüzde 5'lere çekmenin zor olduğunu da ifade etti.

Hedefimiz İstihdam Dostu Bir Büyüme

Önümüzdeki yıl, parasal genişlemenin de etkisiyle Avrupa pazarlarında görülebilecek rahatlamanın, Türkiye'nin ihracatını artırabileceğine değinen Ergün, şunları kaydetti:

'Bu üretim demektir. Bu aynı zamanda istihdam demektir. Diğer pazarlara olan artış da belli bir trendde devam edecektir. Bizdeki yatırımların etkisi 2013, 2014 yıllarında daha çok üretim olarak karşımıza çıkar. Çünkü yatırımlar, fabrikalar yapılacak. Onların da istihdama olan katkılarını o dönemde gördüğümüzde istihdam rakamlarının daha iyi olacağını, yüzde 8'lerin de altında bir işsizlik rakamını yakalayabileceğimizi görmemiz lazım. Hedefimiz de zaten istihdam dostu bir büyüme gerçekleştirmek. Son zamanlarda Türkiye'deki büyümenin istihdam dostu bir büyüme olduğunu ve yüzde 8 gibi 2005'ten bu yana en düşük rakamı bu şekilde yakaladığımızı görmüş oluyoruz.'

Türkiye Ekonomisine Karşı objektif davransınlar'-

Yaklaşık 1 yıl önce Wall Street Journal ve Financial Times'ta, 'Türkiye ekonomisi ya Ekonomi Nobeli alır ya da iflas eder' tarzında değerlendirmelerin yapıldığının hatırlatılması üzerine de Ergün, kendilerinin Nobel Ödülü alma gibi bir iddialarının bulunmadığını, bunu başkalarının değerlendirmiş olabileceğini söyledi.

Avrupa'daki kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisine uzun yıllardır haksızlık yaptığını dile getiren Bakan Ergün, şöyle devam etti:

'Durumu Türkiye'den çok daha vahim olan ülkelerin kredi notu hangi saikle verildiğini bilmiyorum. Bir kısmı siyasi değerlendirmelerdir. Kredi notları bizden çok daha iyi verildi, 'yatırım yapılabilir' düzeyde tutuldu. Türkiye ile ilgili ise her zaman bir temkinlilik, her zaman bir tedirginlik havası oluşturulmaya çalışıldı. Ancak buna rağmen Türkiye ekonomisi en olumsuz söylemlerin yapıldığı dönemlerde bile büyük başarılar gösterdi. Bugün de Türkiye ekonomisi Avrupa'da emsalleriyle mukayese edildiğinde hatta kendisinden daha iyi olanlarla mukayese edildiğinde büyük bir başarı hikayesi ortaya koyuyor.

Şimdi ikisinden biri konuşulacaksa, 2012 yılının sonuna geliyoruz. Üç ay kaldı 2012'de, batmadı şimdiye kadar Türkiye ekonomisi. Son çeyrekte de batma emaresi göstermediğine göre o zaman demek ki ödül almaya daha yakın bir noktada duruyoruz. Ve gerçekten de Türkiye ekonomisi emsalleriyle mukayese edildiğinde Avrupa ekonomileriyle mukayese edildiğinde ödül almayı hak eden bir ekonomi. Bu Nobel Ödülü mü olur, ne olur? Onu bilmiyorum ama en azından takdir edilmesi gerekir. Onlardan Nobel Ödülü istemiyoruz ama Türkiye ekonomisine karşı objektif davransınlar, Türkiye'ye olması gereken kredi notu ne ise onu versinler ve Türkiye'nin ekonomisiyle ilgili yatırımcılar arasında tedirginlik meydana getirecek davranışlardan uzak kalsınlar bu yeter.'

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Uludere'de terörle mücadelede bir hatanın söz konusu olduğunu ancak gereken tazminatların ödendiğini, ailelerle helalleşilmek üzere gidildiğini ve başsağlığı dilendiğini bildirdi.

    

Afetbank'tan Çürük Binalara Uygun Kredi


Afet Yasası’yla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı il müdürlükleri birer ‘banka şubesi’ gibi çalışacak. Bakanlık, evini yıkarak yeni bina yapmak isteyen düşük gelirlilere sıfır faizle kredi kullandıracak.

Türkiye genelindeki yaklaşık 6.5 milyon binanın yıkılarak yerine depreme dayanıklı yapıların yapılmasını öngören ‘Afet Yasası’ndan yeni bir banka doğdu. Dönüşüm kapsamında açılacak olan ‘özel hesap’ Türkiye’nin adeta 50. bankası gibi çalışacak. Hesaptan, çürük bina sahiplerine, bu konutlarda oturan kiracılara, evini güçlendirmek isteyen vatandaşlara ‘öz kaynak şartı’ aranmadan, dosya masrafı alınmadan ‘konut kredisi’ kullandırılacak. Aynı hesaptan, aylık geliri asgari ücretin altında bulunan vatandaşlara da, sıfır faizli 30 yıla kadar vade içeren krediler verilecek.

Herkese Uygun Kredi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Afet Yasası kapsamında, çürük bina sahiplerine ve bu tür konutlarda oturan vatandaşlara kullandırılacak olan kredilerin ‘usul ve esaslarını’ belirledi. Buna göre, gelecek yıl start alacak olan yıkım faaliyetlerinin ardından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı il müdürlükleri birer ‘banka şubesi’ olarak çalışacak. Bakanlık, evini yıkarak yeni bina yapmak isteyenlere ve çürük evinin yıkılmasına onay vererek yeni konut satın almak isteyenlere, çok düşük faizle kredi kullandırılacak.

Kaynak Nereden Sağlanacak
Bankaların kredi vermediği, düşük gelirli vatandaşlar için de ayrı kredi paketi uygulanacak. Hazırlanacak pakete göre, aylık geliri asgari ücretin altında bulunan ve çürük evlerde ikamet eden vatandaşlara yeni evlerini yaptırma veya yeni ev almaları için sıfır faizli kredi kullandırılacak. Söz konusu kredilerin vadesi 30 yıla kadar çıkacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kentsel dönüşüm projesi için oluşturacağı hesabın kaynağı, bütçeye ek yük de getirmeyecek. Öncelikle, 2B satışlarından elde edilen gelirin büyük kısmı hesabın ana kaynağı olacak. İkinci olarak İller Bankası’nın kârı, konut satışlarından elde edilecek gelirler de söz konusu hesapta kullanılacak.

Peşinat Şartı Aranmayacak
Bankalar halen konut kredilerinde, yüzde 25 özkaynak şartı arıyor ve faiz oranları aylık yüzde 1.5 ile yüzde 2 arasında değişiyor. Ayrıca dosya masrafı ve komisyon alınıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın özel hesaptan kullandıracağı kredilerde ise özkaynak şartı aranmayacak. Faizleri ise altı aylık dönemler halinde ve TÜFE oranında belirlenecek. Bu kritere göre, 2012 yılının ilk altı aylık dönemindeki TÜFE rakamı baz alındığında altı aylık faiz yüzde 2 düzeyinde olacak. Dosya masrafı, komisyon alınmayacak. Vadeler ise, 30 yıla kadar çıkacak. Krediler, yüzde 25’i peşin geri kalanı üç taksit halinde verilecek. Geri ödemeler iki yıl sonra başlayacak.

   

İstanbul Lounge Projesinde Uygun Faiz Oranı ile Ev Sahibi Olma Fırsatı



İstanbul Lounge ve Lounge 2 projelerinde 60 aya kadar yüzde 0.70, 60-120 ay arası yüzde 0.80 faiz oranları ile ev sahibi olma fırsatı
İstanbul’un yükselen konut alanlarından Halkalı’da Eroğlu Gayrimenkul tarafından hayata geçirilen İstanbul Lounge ve Lounge 2 projelerinde ev sahibi olmak için kaçırılmayacak fırsat. 60 aya kadar yüzde 0.70, 60-120 ay arası yüzde 0.80 faiz oranları ile ev sahibi olmak için acele edin…
Farklı mimarisi, geniş yeşil alanları ve sakinlerine sunduğu sosyal imkânları ile ayrıcaklı bir konuma sahip olan İstanbul Lounge ve Lounge 2 evleri uygun faiz oranları ile konut sahibi olmak isteyenlere yeni kapılar açıyor. Başlattığı kampanyalarla müşterilerine benzersiz bir ödeme kolaylığı sunan Eroğlu Gayrimenkul’ün İstanbul Lounge 1 ve Lounge 2 projesinde, yüzde 0.70 faiz oranı ile 60 ay taksit veya aylık yüzde 0.80 faiz oranı ile 120 ay taksit seçeneği ile Banka Konut Kredisi imkanı sunuluyor.

Sektör ortalamalarına kıyasla çok avantajlı koşullarda ev sahibi olmayı mümkün kılan bu ödeme sistemine ek olarak; Eroğlu Finansal Ödeme Sistemi ile yüzde 30 peşinat ve 24 ay vade farksız eşit taksit ile ödeme fırsatı da sunuluyor. Ödeme avantajları ile ev sahibi olmak isteyenlerin yüzünü güldüren Eroğlu Gayrimenkul ayrıca, projelerinde gizli veya ekstra masraf da uygulamıyor. Sunduğu tüm projeler için geçerli “Her şey Dahil Fiyatlar”; KDV, tapu masrafları, alt yapı bedelleri, abonmanlık, sayaç, cins tashihi harcı ve iskan harç bedellerini kapsıyor.

Ekim 2012’de Teslim
İstanbul Lounge; farklı mimarisi, geniş yeşil alanları ve sakinlerine sunduğu sosyal imkânlarının yanı sıra Küçükçekmece Gölü’ne yakınlığı ile de ayrıcalıklı bir konuma sahip. Mimarisi, yeşil alanları ve sosyal imkânları ile dikkat çeken projede, büyüklükleri 59 - 227 metrekare arasında değişen 1+1’den 4+1’e kadar pek çok farklı daire alternatifi bulunuyor. Projede ayrıca sınırlı sayıda çok özel dubleks 4+1’ler sahiplerini bekliyor. 2012 yılının Ekim ayında sahiplerine teslim edilecek projede, doğadan esinlenilerek oluşturulan yatay süreklilik konsepti benimsendi. Bölgede yer alan yüksek blokların aksine insan ölçeğindeki boyutlarıyla, yaşayanlara gökyüzünün mavisini görme imkânı sağlayan ve toplam 792 daire bulunan projede tüm dairelerden göl ya da sitenin panoramik manzarasının seyredilebiliyor.

Lounge 2 Konumuyla da Ayrıcalıklı
İstanbul Lounge projesinde olduğu gibi, yatay süreklilik konseptindeki mimari tarzı, kişi başına düşen geniş ve ferah yeşil alanları ile kendini ayrıştıran, gökyüzüyle barışık, ferah yeşil alanların yer aldığı İstanbul Lounge-2’de de 54 m² -259 m² arasında değişken metrekarelerde toplam 605 konut bulunuyor. 2013 Mart ayında teslim edilecek İstanbul Lounge-2, özellikle son dönemde Temapark projesi ile değeri daha da artarak İstanbul’un önemli lokasyonlarından birisi haline gelen Halkalı’da, ana ulaşım arterlerine, hastanelere, okullara ve üniversitelere son derece yakın; ayrıca toplu taşıma araçlarına yürüyerek erişilebilecek kadar merkezi bir konuma sahip. Projeye yürüme mesafesinde konumlandırılan Point alışveriş merkezinde ise hayat başladı. 1800 m²’lik ticari alanda Lounge 2 sakinlerinin yanı sıra çevrede yaşayanların da temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği market, kuaför, eczane gibi ticari üniteler yer allıyor.
  

Yüksek Faiz Oranları Nedeniyle Vatandaş Olumsuzluklar Yaşıyor



Kıbrıs Gazetesi’den edinilen bilgilere göre, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, toplumun en büyük yaralarından birinin yüksek faiz oranları nedeniyle yaşanan olumsuzluklar olduğuna işaret etti. Faiz sınırlaması konusunda Anayasa Mahkemesi’nin 6 yıl önce verdiği karara rağmen, “yasa koyucunun (meclis) gerekli düzenlemeyi yapmadığına” dikkat çekti.
Nolan, “Yani bugün faiz anaparanın 2 katı da olabiliyor, 3 katı da, 5 katı da 10 katı da olabiliyor. Bu toplumun içinde bir yaradır. İşadamlarıyla konuşursanız hepsinin dile getirdiği bir konudur bu ve bu yarayı sarmak lazım” dedi.
Nolan ayrıca, mahkemelerdeki ceza davalarında son yıllarda bir artış olmamasına karşın toplumu rahatsız edecek ciddi suç türlerinde bir artışın olabileceğini belirterek, “Sayısal olarak genelde bir artış yok ama, bazı suç türlerinde sokakta yürüyen vatandaşı, hatta bizi çok çok rahatsız eden suç türlerinde artış olduğu doğrudur” şeklinde konuştu.
Nevvar Nolan, 2012-2013 Adli Yıl’ın açılışı nedeniyle düzenlediği basın toplantısında, yargının genel durumu hakkında bilgiler verip, davalar konusunda değerlendirmelerde bulundu. Basın toplantısında Yüksek Mahkeme Başmukayyidi Neşe Başkan da hazır bulundu.
Yasama Organı İşini Neden Yapmıyor?
Banka davalarının son yıllarda mahkemelerde geniş bir yer tuttuğuna da işaret eden Nevvar Nolan, “Nedendir bilmiyorum. Tek başıma da bilmek istemiyorum. Bu da bir ekip işidir. Psikologların ekonomistlerin ve finans sektöründekilerin bir araya gelip doğru teşhisler koymaları lazım” dedi. Vatandaşların aldıkları kredileri ödeyemediklerini, bunun ya imkanlarının ötesinde borçlanmadan, ya da borç yükümlülüğü altına girdikten sonra mali durumlarında bozulma olmasından dolayı kaynaklanabileceğine de işaret eden Nolan, hemen yargıya yansıyan bu yöndeki davaların üzücü şeyler olduğunu söyledi.
Nolan bu konuda şöyle konuştu:
“Daha önce faiz oranları ile ilgili bir kısıtlama vardı. Bunu da belirleyen Merkez Bankası’ydı. ‘Faiz ana paranın 2 katını, 3 katını aşamaz’ diye zaman zaman bu oranları Merkez Bankası belirliyordu. Takriben 6 yıl önce Anayasa Mahkemesi bir karar verdi ve Merkez Bankası’nın bu belirlemelerinin ve takdirlerinin Anayasa’ya uygun olmadığı sonucuna vardı ve bunu iptal etti. Ama ‘Bu yanlıştır’ diye iptal etmedi. ‘Yasama organının, yasa koyucunun ana hatları belirlemesi ve ondan sonra buna bağlı bir yetkinin Merkez Bankası’na devredilmesi olabilir’ diye bir ifadede bulundu.
Umut ve beklenti o güne göre çok ciddi sonuç veren böyle bir Anayasa Mahkemesi kararından sonra yasa koyucunun derhal oturup gereğini yapması beklenirdi. Benim bildiğim kadarıyla yasa koyucu böyle bir çaba içerisine girmedi. Girmediği için de bu gün bir kat sınırlaması yok. Yani bugün faiz ana paranın 2 katı da olabiliyor, 3 katı da, 5 katı da 10 katı da olabiliyor. Bu toplumun içinde bir yaradır. İşadamlarıyla konuşursanız hepsinin dile getirdiği bir konudur bu ve bu yarayı sarmak lazım.”
Taşınmaz Mal Bulmazsanız O Zaman Taşınır Mallarına El Koyacaksınız
Taşınmaz mallarla ilgili davalara değinirken, çoğu zaman hükümlü borçluların üzerlerinde taşınmaz mal bulunmadığına dikkati çeken Nolan, bu konuda özetle şunları söyledi:
Taşınmaz mal bulmazsanız o zaman taşınır mallarına el koyacaksınız. Taşınır mallar da kolay kolay bulunmuyor. O zaman son çare Mahkeme’ye başvuruyorsunuz ve davalarınızın hiç olmadık size taksitlerle ödenmesi için bir arayışa giriyorsunuz. Bu külfetli bir iş midir? Evet külfetli bir iştir. Yani hükümlü alacaklının şikayet etmesi lazım, mahkemeye gelmesi lazım. Şahadet vermesi lazım. Bizim için bunlar çok kolay ama, sokaktaki vatandaş için çok kolay değildir. Mahkeme borçlunun sahip olduğu mali imkanlar ölçüsünde bir rakam saptıyor ve o rakamı ödemesini emrediyor. Ödemezse tekrar mahkemeye gelecek. Hakim onu dinleyecek ve neticede bir hapislik emri verecek. Uzun lafın kısası bu işler zor.

Ancak çok ciddi rakamlarda hükümlü borcu olan kişilerin bu hükümlü borçlarını ödemedikleri durumlarda ve üstelik daha da acısı üzerlerinde taşınmaz mal, veya taşınır mal bulunmadığında saptandıktan sonra, bu küçücük ülkede ülke standartlarının çok üstünde bir yaşam sürdürmelerine bazı kişilerin vicdanında bir rahatsızlığa neden oluyor. Ki buna yüzde yüz katılıyorum. Bu duruma sizin kadar biz de üzülüyoruz. Demek ki yasa koyucunun bu duruma bir el atması gerekir. Bazı şeylerin daha sıkı takip edilmesi gerekir ve bununla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasında, en azından toplumsal barış açısından gereksinim vardır.”



  

Kredi Kartı Ücretini Almak İçin Verilecek Dilekçe




Kredi kartı aidatını geri almak için öncelikle bankanın genel müdürlüğüne “ihtarname” çekilmelidir. Yani yazılı başvuru yapılması gerekir.
Kredi Kartı Aidat Ücretrini Geri Alma Başvuru Dilekçe Örneği

……………… BANKASI A.Ş.
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
(Banka adresi )
Konu: Kredi kart yıllık üyelik ücreti hk.
Hamili olduğum ………………….. nolu kredi kartından ……. yılı ………. ayına ait Hesap Bildirim Cetvelinde …… YTL. kredi kartı yıllık üyelik ücreti kesildiğini öğrenmiş bulunuyorum. Hesap Bildirim Cetveli ile kesilen yıllık üyelik ücreti, 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 6. maddesinde düzenlenen “ Sözleşmelerdeki Haksız Şartlar” hükmü ve ilgili yasal düzenlemelere aykırıdır.
Yukarıda saydığım nedenlerle ……. yılı ……….. ayına ait Hesap Bildirim Cetvelinde yer alan yıllık üyelik ücretine itiraz ediyor ve talep edilen ve kesilen …… YTL kredi kart yıllık üyelik ücretinin bir sonraki hesap bildirim cetvelindeki tutardan mahsubunu talep ediyorum. Aksi halde yasal yollara başvuracağım hususunu bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla
Adres:
Ad-Soyad
İmzanız
 

Kredi Kartı Aidatı Bankadan Nasıl Geri Alınır?



Yargıtay kredi kartı kullanan vatandaşların geriye dönük 10 yıl boyunca kendilerinden alınan kredi kartı aidatlarının ücretlerinin alınmasına dair yol açtı. Eğer kredi kartı kullanan bireylerin tek bir kredi vardı var ise alacağı toplam tutar faiz ile birlikte 500 TL’yi buluyor. Yargıtay, vatandaşın on yıl geriye dönük olarak haksız ve hukuksuz olarak alınan kredi kartı aidatının geçişmiş yıllara ait bedelini almasının yolunu açtı. Eğer bir kişide tek kredi kartı varsa alacağı tutar faiziyle beraber yaklaşık olarak 500 TL civarında.
Şöyle bir hesaplama yapacak olursak, tek bir kredi kartı olan kişi yılda 50 TL kart aidatı ödediyse bankadan alacağı meblağ 500 TL’yi bulacak. Kişinin birden fazla kredi kartı olacağı ve aynı zamanda aynı ev içerisinde yaşayanlarında birer kartı olacağı düşünülürse aidat parası ortalama 2 bin TL’yi aşmaktadır. Üstelik faiziyle geri almanız mümkün.
Tüketici Hakları Derneği’ de yapmış olduğu açıklamada, Yargıtay’ın kararının emsal niteliğinde olduğunu belirterek, haklarını aramak isteyen kişilere yardım edebileceğini dile getirdi.
Bankaların istediği kart aidatı da bankadan bankaya değişiklik göstermektedir. Kimi bankalar düşük ücret isterken kimileri yüksek ücret talep etmektedir.
Hangi Bankalar Ne Kadar Kredi Kartı Aidatı Alıyor?
Akbank: 40 TL, Albaraka: 10,5 TL, BankAsya: almıyor, Citibank:25 TL, Finansbank:35TL, Fortis:40TL, Garanti:45TL, Halkbank: almıyor, ING:35TL, İşbank:25TL, Ziraat Bankası: 5TL, Vakıfbank:30 TL, TEB:35 TL, Yapı Kredi:45TL almaktadır. Ancak aidatlar tüketicinin harcama miktarı ve kart limitine göre değişiklik göstermektedir.
Kredi Kartı Aidatını Geri Almak İçin Nasıl Bir Yol İzlenir?
Öncelikle bankanın genel müdürlüğüne “ihtarname” çekilmelidir. Yani yazılı başvuru yapılması gerekir. Bundan olumlu bir cevap alınmadığı durumda il ve ilçelerdeki Hakem heyetlerine başvurulmalıdır. Aynı zamanda Tüketici Mahkemesine itiraz edilebilir. Müracaat ücretsiz olup davanın kaybedilmesi halinde karşı tarafın mahkeme masrafları ve avukatlık ücretlerinin ödenmesi de söz konusu olabilir.